13 Nisan 2012 Cuma

GELİNLİK VE MASKE


               Belleğinde yara gibi duran geçmişinden kurtulmak ve bir daha hatırlamak istemiyordu. Bu geçmiş, ondokuz yıl sürdürdüğü evliliğine aitti. Orta yaşı biraz geçmişti. Güzel ve alımlı bir kadındı. Çok genç yaşta evlenmişti ve biri kız, biri erkek yetişkin iki çocuğu vardı. Geleceğini yaşamaktan korkuyordu. Çünkü unutmak istediği geçmişine ek olarak yaşayacağı başka günlerin ve yılların belleğinde yer etmesini istemiyordu. Kendi kendini daha fazla tüketmeden eşinden ayrıldı. Elinde 'altın makas' denebilecek türden bir mesleki eğitimi vardı. İşinin başına geçti ve hem çocuklarının hem de kendi geleceğinin yegâne sahibi oldu. Yine de hayatının bir dönemine ait olan ve hâlâ belleğinde bir yumru gibi duran yaşamış olduğu o yılları unutmak istiyor fakat bir türlü unutamıyordu. Eşiyle birlikte geçirdikleri yılları, sevişmeleri, kavgaları, ihanetleri söküp atmak istiyordu. Gerçek anlamda sevişmediğini, o sevişmelerin vazife gibi yapılmış olduğunu ve hiç bir zaman doyuma ulaşmadığını hatırlamak istemiyordu.
               Bütün bu duygular, günün birinde tesadüfen tanıştığı ve görür görmez aşık olduğu ve çok değer verdiği o adamla kurduğu yakınlaşmadan sonra giderek başka bir boyuta taşındı. Adamı çok sevmişti. Uzun denecek aralıklarla da olsa birlikte oluyor, onun yanında kendini güvende hissediyordu. Yaşayamadıklarını yaşamaya başlamıştı. Olumlu yönde çok değişmişti, bu değişiklik etrafı tarafından da fark ediliyordu. Adam, geleceğe dönük hiç bir vaatte bulunmasa da kadın onu yol arkadaşı olarak kabul etmişti. Tüm geçmişini anlattı adama. İçinde çok kötü anılar taşıdığından, bu anıların dışına çıkabilmeyi çok istediğinden bahsetti. Onunla keşke evlenmeden önce tanışmayı arzuladığından, o zamanlar tanışmış olsaydı eğer, bütün bu kötü anılarının olmayacağından, onun yerine şimdiye kadar daha güzel, daha tatlı ve her zaman hatırlamak isteyeceği anıları olacağından söz etti, kollarının arasında başını göğsüne yaslayıp yatarken... İçindeki kötü anılarla bezeli hapsedilmişlik duygusundan kurtulmak istiyordu.
               Bütün gece aşığını dinleyen adam, ona; 'genç kızlık fotoğraflarından birini bul ve o fotoğrafı yüzünün büyüklüğü kadar büyüt. Kendine basit fakat duvaklı yeni bir gelinlik dik,  ilk buluşmamızda o fotoğrafı ve gelinliği de getir' dedi. Öte yandan buluşma günü için, kadının gençlik döneminin geçtiği kasabasına benzer bir manzarası olan bir otel araştırdı ve buldu. Kadın ise, sevdiği adamın dediğini yaptı ve ilk buluşmasında istediklerini yanında getirdi. Buluşma anında birbirlerine büyük bir hasretle sarıldılar. Kadın gelinliğini giydi, yüzüne de genç kızlık resminden yaptığı maskeyi taktı, yatağın üzerinde gözlerini birbirlerinin gözlerinden ayırmadan uzun uzun seviştiler.
               Sevişmelerinin sonunda kadın, sevdiği adamla gençlık aşkını yaşıyor gibiydi. Onu çok sevmiş ve evlenmiş olarak, bütün gece huzur içinde uyudu. Sabah olduğunda sanki onunla yirmi yıl öncesinden ve kesintisiz bir şekilde birlikte oluyormuş gibi,  yirmi yılı gelinliğiyle ve gençlık maskesiyle seviştiği andan başlatarak ertesi sabaha taşıdı ve son bir sevişmeyle de bugüne dönüp belleğinde yara gibi duran geçmişini de silmiş oldu...

6 yorum:

hily dedi ki...

Gözlerim doldu.. O adam ona hediye olmuş..

bozbek dedi ki...

Çok güzel bir yazı.. Ama geçmiş insanı hiç bırakmıyor biliyor musun?
Hayatının bir yerinde yaptığın bir hata, hep karşına çıkıyor biryerlerde..
Tecrübeyle sabit..

nini dedi ki...

çok etkileyici:(

hep böyle yaz, çok güzel oluyor

Dayatılanla Yaşayan dedi ki...

keşke mumkun olabilseydi.. keşke maskenin ardındaki beyin unutabilseydi..

Zeugma dedi ki...

Bu hikâyede kadın adama âşık; ama adamın duyguları ile ilgili tek cümle yok.
Bir kadın gözüyle derim ki; diktiği gelinlik ve yüzüne taktırılan maskeden ziyade, parmağına bir alyans takılsaydı, kadın işte o zaman bu yasak ilişkiden kurtulacak, dünyanın en mutlu kadını olacak ve geçmişini unutacaktı.

Hektor dedi ki...

Gözün bakış açısında ve gözetiminde olan kadın anlatıldığından, erkeğin duygularına yer verilmemiştir, pek de önem arzetmemektedir. Bu öykü bir izdivaç öyküsü değildir. Öyküde önemli olan kadının gördüğü terapi ile sorunun çözümüdür.