26 Kasım 2016 Cumartesi

1961 YAZI ORTALARINDAKİ KÜBA'DA DEVRİMCİLİĞİ ATATÜRK'DEN ÖĞRENEN BİR ADAM VARDI

SAMAN SARISI

(...)
Kübalı bir balerinle karşılaştım ikinci katta karlı pencerelerde
taze esmer bir yalaza gibi geçti alnımın üzerinden
şair Nikolas Gilyen Havana'ya döndü çoktan
yıllarca Avrupa ve Asya otellerinin hollerinde oturup içtikti yudum
yudum şehirlerimizin hasretini
iki şey var ancak ölümle unutulur
anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü
...
Küba'dan döndüm bu sabah
Küba meydanında altı milyon kişi akı karası sarısı melezi ışıklı bir
çekirdek dikiyor çekirdeklerin çekirdeğini güle oynaya
sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini
sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
1961 yazı ortalarında Küba’nın resmini yapabilir misin
çok şükür çok şükür bugünü de gördüm ölsem de gam yemem gayrının
resmini yapabilir misin üstat
yazık yazık Havana’da bu sabah doğmak varmışın resmini yapabilir misin
bir el gördüm Havana’nın 150 kilometre doğusunda deniz kıyısına yakın
bir duvarın üstünde bir el gördüm
ferah bir türküydü duvar
el okşuyordu duvarı
el altı aylıktı okşuyordu boynunu anasının
on yedi yaşındaydı el ve Maria’nın memelerini okşuyordu avucu nasır
nasırdı ve Karayip denizi kokuyordu
yirmi yaşındaydı el ve okşuyordu boynunu altı aylık oğlunun
yirmi beş yaşındaydı el ve okşamayı unutmuştu çoktan
otuz yaşındaydı el ve Havana’nın 150 kilometre doğusunda deniz
kıyısında bir duvarın üstünde gördüm onu
okşuyordu duvarı
sen el resimleri yaparsın Abidin bizim ırgatların demircilerin ellerini
Kübalı balıkçı Nikolas’ın da elini yap karakalem
kooperatiften aldığı pırıl pırıl evinin duvarında okşamaya kavuşan ve
okşamayı bir daha yitirmeyecek Kübalı balıkçı Nikolas’ın elini
kocaman bir el
deniz kaplumbağası bir el
ferah bir duvarı okşayabildiğine inanamayan bir el
artık bütün sevinçlere inanan bir el
güneşli denizli kutsal bir el
Fidel'in sözleri gibi bereketli topraklarda şekerkamışı hızıyla fışkırıp
yeşerip ballanan umutların eli
1961’de Küba’da çok renkli çok serin ağaçlar gibi evler ve çok rahat evler
gibi ağaçlar diken ellerden biri
çelik dökmeğe hazırlanan ellerden biri
mitralyözü türküleştiren türküleri mitralyözleştiren el
yalansız hürriyetin eli
Fidel’in sıktığı el
ömrünün ilk kurşunkalemiyle ömrünün ilk kâadına hürriyet sözcüğünü
yazan el
hürriyet sözcüğünü söylerken sulanıyor ağızları Kübalıların balkutusu bir
karpuzu kesiyorlarmış gibi
ve gözleri parlıyor erkeklerinin
ve kızlarının eziliyor içi dokununca dudakları hürriyet sözcüğüne
ve koca kişileri en tatlı anılarını çekip kuyudan yudum yudum içiyor
mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
hürriyet sözcüğünün resmini ama yalansızının

(...) 

Nâzım Hikmet

9 Kasım 2016 Çarşamba

YAŞAMIN TARİHİ X

sevgili ile ilgili görsel sonucu
"Dünü konuşabileceğin, bugünü yaşayabileceğin, yarını hayal edebileceğin sevgili gerek" dedim.

25 Mayıs 2016 Çarşamba

GELİNİN BABASI


Kalbinizin tam ortasından ikiye bölündüğü andır. Sevinci, hüzünü, gururu, mutluluğu, burukluğu, boşluğu aynı anda yaşatır.

6 Nisan 2016 Çarşamba

OPTİK DÜZLEM

 
 "Nasıl bir ev" dedim.
 "Tek isteğim var: Hayat yokuşunu tırmanıyoruz zaten, ayrıca yokuş olmasın" dedi.

29 Şubat 2016 Pazartesi

KELİMELER SES OLUR

 
Bazen hiç duymadığım sesin düşer aklıma
Kelimeler ses olur, sevinçli.
Çaresizliğimin tomurcuklarında...umut veren.
Sonra beklemelerim gelir
Sonra yollar, uzun ve ırak.
Varsam kurtulacağımı bilirim.
O anda bir sağanak olsa derim birlikte ıslansak.
Hep söyledim, yine söylerim, bin kere söylerim:
Zamanlar ayrı işliyor,
Yanyana olmadan, el ele olmadan.
Kedimi sevmişim gibi huzurlu ve rahatım
Seni yanımda düşündüğümde.
Bir meydan olsa,
Etrafı yüksek binalarla çevrili
Bir akşam üstü biz bira içerken
Güvercinler konsa, kalksa yanıbaşımızdan.
Seni düşündükçe
Uzun yollar, ırak şehirler geliyor aklıma.
Uzak kadınların sıcaklığı geliyor.
Yanında yaşlanmak geliyor aklıma.


16 Ocak 2016 Cumartesi

ŞAH-MAT


Seni düşünürken sen oluyorum.
Seni anarken kendim oluyorum.
Senin yokluğunda yok oluyorum.

13 Ocak 2016 Çarşamba

RÜYAMDA 13 OCAK


Rüyamda ölen kedimin yokluğundan yararlanarak evin içini istila eden kedilerle savaşır durumda buluyorum kendimi. Liderleri olan kedi son derece alımlı, parlak tüylü, süslü, tasmalı ve de zeki biri. Diğerlerini örgütlü bir şekilde evin içine sokuyor, ölen kedimin mamalarını yediriyor ve tuvaletini kullandırıyor, onun yattığı ve oturduğu yerlerde arzu endan ettiriyor. Neler oluyor diye yanlarına gittiğimde olanca hızlarıyla dışarı kaçarak evi terk ediyorlar. Bu böylece bir kaç kez sürüyor. Sonunda yorulmuş olacaklar ki, içeri girmeyi kesiyorlar ve hatta görüş alanımızdan çıkıyorlar.
(Varlığında sokak kedilerini balkona sokmaz, onlarla hırlaşır, kavga ederdi. Ondan gizli beslerdik ve severdik sokak kedilerini. Öldüğünde tüm ardında bıraktığı mamalarını, sepetini, evini ve tıuvaletini sokak kedilerinin emrine tahsis ettik. Şimdi onlar kışı sıcak ve güvenli geçirecekler ve hatta içlerinden hamile olana doğumevi bile olacak).