13 Şubat 2015 Cuma

SOYUNMA ODASINDA ATILAN EĞİTİMLİ(!) BİR TOKADIN ANATOMİSİ


Ergin Ataman soyunma odasında 19 yaşındaki oyuncusuna attığı tokattan sonra: "Soyunma odaları, kişinin yatak odası gibidir" demiş. Soyunma odası da olsa, yatak odası da olsa bulunulan yerde kişi haklarına karşı işlenmiş bir suç var mı yok mu ona bakılır. Suçun işlendiği yer yatak odası olunca suç olmaktan çıkacak mı? Yatak odasında fetişist iki kişi var diyelim. Bu kişiler kendi arzuları ile bir takım fanteziler yaşıyor ve birlikte güzel vakit geçiriyorlar. Ya da hiç bir fantezileri yok, normal cinsel yaşamlarını yaşıyorlar. Buna kimsenin bir diyeceği olmaz. Hiç kimseyi de ilgilendirmez. Ancak taraflardan biri diğerini istemediği bir şeyi yapmaya zorlar ve incitirse, giderek şiddet kullanır, tokat atarsa artık odada olanlar "kimseyi ilgilendirmez" olayların dışına çıkmış demektir. Soyunma odası olarak bakacak olursak, teknik ve taktik konuşmalar, tartışmalar etik olarak soyunma odası dışında anlatılmaz. Ergin Ataman mantığına göre, yatak odasında uygulanan şiddet şiddet değildir ve dışarıda kimseye anlatılamaz. Yatak odasında şiddet gören kimseler; "burası yatak odası" diyerek hakkını aramaz ve şikayette buluınmaz ise, yatak odalarındaki şiddet nasıl önlenecek? Herhalde Ergin Ataman yaptığı şiddetin suç olduğunun farkında değil ve bunu normal bir yaklaşım olarak ve yatak odası örneğine göre normal bir cinsel yaşamla eş tutuyor olmalı ki, "soyunma odası yatak odası gibidir" demiştir. Ancak bir kimse yatak odasında isteyerek yaşadığı cinsel fantezilerini dışarıda anlatırsa, toplum tarafından ayıp olarak karşılanır ve kınanır. Bu modern olan her toplumda böyledir. Meraklıları yok mudur? Tabii ki vardır. Bu alanda yazılan kitaplardan çokça para kazanan ünlüler de yok değildir.
Olay üzerine bir televizyonun spor servisine çıkan ve olay hakkında görüşleri alınan ülkemizin "İlk prolisanslı" spor adamına göre Ergin Ataman'ın yaptığı son derece doğruymuş. Bu kişi aymazlığını daha da ileri götürerek bir de "ellerine sağlık Ergin Ataman" demez mi? O, bu sözleri söyledikten sonra dedim ki, meslek bilgisine haksızlık etmiş olmamak için (ne de olsa kişilik ayrı meslek bilgisi ayrıydı) "Sen işte bu yüzden, hak ettiğini düşündüğün yere gelemiyorsun." Bu sözümü tersinden söyleyecek olursak: "Kimse sana, sen bu olduğun için istediğin yeri vermiyor". Zât-ı âlileri Fenerbahçe'ye Teknik Direktör olmak hayallerindedir. Soyunma odasında ya da saha içinde bir Fenerbahçe'li Futbolcuya tokat at bakalım ne oluyor? Geçmişte buna benzer bir vukuatı vardır. Futbolcusuna tokat atmıştır. Karşılığında da hiçbir şey olmamıştır. Ülkemizde tokatın cezası yok! Suçsuz ceza olmaz mantığından yola çıkarak olsa gerek, uygulanmayan cezalardan tokatın da cezası yok! Milletvekili de tokat atmıştı.
Ergin Ataman Özel Yabancı bir okulda lise tahsilini yaptıktan sonra, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirmiştir. Basketbol oynamış, yurt içinde ve yurt dışında bir çok kulübü başarıyla çalıştırmış, koçluk yetenekleri son derece gelişmiş iyi bir çalıştırıcıdır. Yani kısacası eğitimli bir eğitmendir. Ama hiçbir zaman bir Aydan Siyavuş ve Erman Kunter olamayacaktır. Dünya genelinde her dört kadından biri ve altı erkekten biri yaşamlarının bir döneminde aile içi şiddete uğramıştır. Buna soyunma odaları şiddeti dahil mi onu bilmiyorum! Şiddetin ve özellikle kadına şiddetin eğitimle düzeleceği savunulur. Burada sözü edilen eğitimin, Üniversite düzeyinde ya da daha fazlası olan lisans üstü eğitim olmadığı anlaşılıyor bence. Eğitim, konusu itibariyle gerçek anlamda şiddet karşıtı eğitim olmalı. Bir önerim de Ergin Ataman'a; gönül hiç istemez ama, sonuçlarını görmesi açısından karısına yatak odasında bir tokat atar mı acaba?

2 yorum:

ıkıntı dedi ki...

"Şiddetin ve özellikle kadına şiddetin eğitimle düzeleceği savunulur"

Yok öyle bir şey. Şiddet büyük bir toplumsal dönüşüm sonucu azalabilir."Azalabilir" diyorum bakın, tamamen ortadan kaldırılamaz.Öğrenme yoluyla (kültürel aktarım) aktarılan şiddetin önüne büyük bir oranda geçilebilir. şiddetin nedenlerine baktığımızda diğerlerine (biyolojik, psikolojik vs) oranla büyük bir paydası vardır bunun.

O adamın yaptığına çanak tutmak, bu davranışı normalleştirmeyi ve şiddetin toplumsal olarak yeniden üretilmesini doğurur.

Bir yerde birilerinin "Dur" demesi gerekiyor

Hektor dedi ki...

Yazının başlığından da anlaşılacağı üzere gerçekten de "yok öyle bir şey".
Kültürel aktarım yaparken dikkat etmek gerekir, aktarılan kültür içinde şiddet de vardır.
Eğitimle şiddet önlenmiyor, doğru. Ancak eğitim kültür aktarımının en işlevsel aygıtıdır.
O halde "kültürel yeniden üretim" diyelim biz, sayın ıkıntı.