11 Eylül 2014 Perşembe

KUM SAATİ

 

Yazma ortalamasının çok düştüğü aylardan sonra, tatil ertesi yeniden yazılarla buluşmak ve yeniden yorum yazma fırsatı elde etmek çok güzel.

Bir fotoğraf makinası olsa; sadece karşısında duranları değil de, hayalindeki yüzü de algılasa.

Aklın için duyularından vaz geçebilir misin? Yanıtın evet ise, gerçekten büyük bir sorunla karşı karşıyasın demektir. Hayır ise, seni çok da fazla rahatsız etmediği gerçeğini anlayacak, aslında olması gereken kadar var olduğu bilincine varacaksın.

Hayattan korkmanın olağan bir duygu olduğu sonucuna vardım. Çünkü hayat korkulacak denli acımasız. Biri bana ana rahminden çıkmadan önce; şu zaman sonra büyük bir deprem yaşayacaksın binlerce insan ölecek deseydi, bana; Biri daha çocuk, biri genç yaşta ihtilâller, muhtıralar göreceksin, askeri oligarşi üzerinizden bir buldozer gibi geçecek, erken dönemde en sevdiğin arkadaşını kaybedeceksin deseydi, bana; şu yaşında babanı, şu yaşında anneni, şu yaşında ağabeyini kaybedeceksin deseydi, bana; en olgun yaşında biri yeni evli, diğeri yine çok sevdiğin iki arkadaşını kaybedeceksin deseydi, hayattan korkardım. Belki de anne rahmine, daha güvenli yere dönmek isterdim. Ana rahminde bana; çok güzel bir çocukluğun olacak, dünyanın en güzel şehrinde yaşayacaksın, okuduğun okulların en başarılı öğrencisi olacaksın, yakışıklılığınla kızlar tarafından beğenileceksin, daha lisedeyken çok güzel bir kız seveceksin, onunla evleneceksin, üniversiteyi bitirmende büyük katkısı olacak, birlikte askerlik yapcaksınız, güzel bir kızınız olacak, mutlu bir şekilde yaşayacaksın deselerdi, hemen ana rahminden özgürlüğe, kurtuluşa geçmeyi seçerdim. İnsan hayattan korkmakta haklıdır. Hayat korkulacak kadar acı ve acımasızdır. Ama yaşamak başka bir şeydir. Tüm insani etkinliklerimizi varoluşumuza karşılık bulma çabasıyla geliştirir ve yaşama tutunuruz.

İnsanın arzuları her zaman ikinci plandadır. Birinci planda var olma sorunu vardır. Arzu, insanın var oluşunu sürdürmek için ölümden kaçış çabasıdır. Herşey ölüme karşı geliştirilmiş savunma çarkıdır. Bu da canlı olma duygusunu ayakta tutar.

Evet ölüm korkutucu ama ölüme karşı yaşamayı seçiyoruz. Ana rahmindeyken doğduktan bir süre sonra öleceğimizi söyleseler bile, ölene kadar yaşamayı seçerdik.

Aşk insanda gerçekliğe karşı direnen bir bellek yaratır. Bu bellek senden ve ondan başkasına yer vermemek üzere kurgulanmıştır. Gerçeklik, düşsel olanı yendiği zaman, işte o "en güzel" aldanmanın bittiği andır. 

Dönüp arkana baktığında mutlulukla ve özlemle de ansan, acı ve nefretle de ansan, yaşanırken verdiği haz hiç yaşamamanın yasından daha iyidir. Bir çok şeye değer aşk...


1 yorum:

Havva Peynirci dedi ki...

gerçek aşk yaşamaktır