22 Ağustos 2015 Cumartesi

SEÇME CIVILTILAR 2



          *** Bir kadın ile bir erkek arasında yaşanan birliktelik; kadın açısından bakıldığında, kırılmak üzere olan büyükçe bir cam parçası üzerinde yürümeye benzer. Her an yaşanabilecek bu kırılganlık kadının tüm bedenini saracaktır. Kadın, camın ilk kırıldığı anda yürümeyi bırakmayacak ve daha dikkatli adımlarla yürüyüşünü tamamlamak isteyecektir. Ne kadar dikkat edilirde edilsin kırılmalar devam edecektir. Cam üzerindeki her çatlak, kalp kırığına dönüşecektir ve artık tamir edilmez boyutta kadını yaralayacaktır, ta ki çatlayıp kırılmayan daha esnek, daha dayanıklı ve adımlarınızı üzerinde yumuşatacak bir cam parçası bulana kadar.

           ***Hiçbir şey önceden belli değildir. Kuram, gerçekleşenler üzerinden istatistiki metodlarla belirlenmiş olup, meydana gelen olaylarla doğrudan bir ilişki kurmak metafizk bir yaklaşım olur. Kendini ferah tut, kozandan çıkıp gönül rahatlığı ile kanat çırpıp uçabilirsin. Hep larva olarak kalamazsın ya. Bence, kelebek etkisinden anlayacağımız, dünyanın biryerlerinde insanları harekete geçiren olayların, başka bir yerde de tepki bulması ve katılımıdır. '68 gençliği hareketi gibi. Fransa'da başlayıp, dünyanın başka yörelerinde ve Türkiye'de de etkileşim bulan hareketti. Ben bunu anlıyorum. Mistik olarak yorumlamaya kalkarsak bu insanı içinden çıkılmaz ve hareket edemez hale getirir. Etrafımızda olan bitenden sorumlu olduğumuz sonucunu çıkarmamıza neden olur ki, bu da insanı başka boyutlara taşır, kendinden uzaklaştırır.

          ***Uygar olmayı yüksek derecede empati kurma ile ilşikilendiren psikanalizm, mağdur olan tarafla kendilerini bir tutarak insanların suçluluk duygularını vicdanlarında aşmalarını ortaya çıkarmıştır. Bu gerçekten mümkün müdür? Empati kurarak bunu eyleme dönüştürebilir miyiz? Üzülerek ve vicdanımızda özdeşim kurarak bu gerçekle baş edebilir miyiz? Bununla baş edebilmek için aynı gerçeklik üzerinden yola çıkmak gerekir. Ancak bu şekilde yüzleşebiliriz. Empati bu yüzden eylemsel değil kâğıt üzerinde kalmaya mahkûm bir söylemdir. 'Hepimiz ötekiyiz' sözünün eylemsel olmadığı gibi.

          ***İnsanın gözlerini dolduran en acı hikâye; genç yaşta biten yaşanacak koca ömürlerin, birlikte yola çıktığı kişiyi bırakan ve/veya bırakmak zorunda kalan insan bencilliğinin, kendini kurtarırken mutluluğu ve geleceğini bir başkasının daha büyük bir acı ve yalnızlığında aramanın, güçsüz ve sakat olanı yaşamından çıkaran yirmibirinci yüzyılın ilkel insanının fotoğrafıdır.

4 yorum:

Senden Benden Bizden dedi ki...

Ne kadar güzel yazmışsın, ellerine sağlık! :)

Bir Delinin Hatıra Defteri dedi ki...

Osym nin Türkçe paragraflarına benzemiş yazın. Her paragraf ayrı derinlik taşıyor ama paragraflar arası bağı kuramadım nedense. Neyse yine de garip Bi hüzün çöktü içime özellikle ilk ve son paragrafta. Beğendim sanırsam galiba büyük ihtimalle 😊

Hektor dedi ki...

Sen de sağol, sevgili Senden Benden Bizden.

Hektor dedi ki...

Sevgili Bir Delinin Hatıra Defter; beğendiğine sevindim. Paragrafların derinliği okuyanın ağırlığında gizli. Bağlantı yok aralarında. Farklı zamanlarda tanık olduğum ve yaşadığım olaylar ile ilgili daha önce yazdığım cıvıltılardan seçmeydiler.