23 Mayıs 2013 Perşembe

"DÜNYANIN TÜM SABAHLARI - GERİ DÖNÜŞSÜZDÜR -"

 

        - "Müziğin krallar için olmadığını anladın mı?" 
 - "Müziğin Tanrı için olduğunu öğrendim"
- "Hayır. Tanrı kendi adına konuşabilir,"
     - 'Dünyanın tüm sabahları geri dönüşsüzdür'




18 Mayıs 2013 Cumartesi

RÜYAMDA 16 MAYIS 2013

           

             Bugünler gibi Mayıs ayı ortaları, lise ikinci sınıfa gidiyorum. Hocamızın tarih dersinden yapacağı 'not yükseltme' (kurtarma) sınavı için hazırlık yapıyoruz. Zorunlu olmadığı halde ben de katılıyorum. Ders zili çalıyor ve kâğıtlarımız sıranın üzerinde hocayı bekliyoruz. Kapıdan Yılmaz Vural giriyor. Herkes ayağa kalkıyor ve hoca'yı selamlıyor. Yılmaz Vural bir takla attıktan sonra kürsüye geçiyor ve "çocuklar, hepinizi kurtaracağım, aynı sınıfta bir daha okumayacaksınız" diyor. Tüm öğrenci arkadaşlar buna seviniyor ve tezahürata başlıyorlar. Ellerini kaldırarak bizi susturduktan sonra soruları yazdırmaya başlıyor. Birinci soru: Mayın temizleme nedir, nasıl yapılır? İkinci soru: Ülke sınırı nedir, nasıl korunur? Üçüncü soru: Futbol maçı bir ülke gündeminin önüne geçerse neler yapmak gerekir? Dördüncü soru: Kaşağı'yı kim yazmıştır?
             Herkes soruları yanıtladıktan sonra, kâğıtlarını vermeye giderken, kapıdan içeri Ömer seyfettin giriyor ve bize dönerek: "Kaşağı"yı yeniden yazdığını, Hasan'ın ölmediğini ve ağabeyini affettiğini söylüyor, "Dadaruh'u da emekli ettim" diyor ve sonra da bavulunu alıp, kapıdan geldiği gibi gidiyor.

10 Mayıs 2013 Cuma

Gerçeklik algısı değişkendir

  
Sesli Sinemanın en sessiz filmi olan 'Michelangelo Antonioni'nin Blow-Up Filmi'nin fragmanı

9 Mayıs 2013 Perşembe

YENİDEN "KİRAZ ZAMANI"




KİRAZ ZAMANI

Gelince bize kiraz zamanı,
sevinçli bülbülle alaycı karatavuk
bayram ederler.
Güzellerin başında kavak yelleri,
sevdalıların yüreğinde güneş dolaşır.
Gelince bize kiraz zamanı,
alaycı karatavuk ne güzel şakır.

Ama kiraz zamanı ne kadar da kısa.
Gider çiftler düş kura kura
kirazları toplamaya,
bir örnek giysiler içinde aşk kirazları
düşer yapraklar altından damla damla, kan gibi.
Ama kiraz zamanı ne kadar da kısa,
toplanır düş kura kura mercan taneleri.

Gelince size kiraz zamanı,
korkunuz varsa aşkın acısından,
sakının güzellerden.
Ben ki ağır acılardan hiç korkmam,
istemem bir gün bile yaşamak acısız.
Gelince size kiraz zamanı,
aşkın acılarını da tadacaksınız.
Hep seveceğim ben kiraz zamanını

Taşırım kiraz zamanından
yüreğimde bir yara.
Ve kader sunarken bana kendini
bilmez acımı dindirmesini.
Kiraz zamanını hep seveceğim ben,
ve içimde sakladığım anıyı.

Jean- Baptiste Clement


                 28 Mayıs Pazar günü Paris bütünüyle karşıdevrimcilerin eline geçmişti. Sadece Fontaine-au-Roi sokağında birkaç kişi çarpışıyordu. Bunlar bir barikatın arkasına sığınmış yirmi kadar savaşçıydı. Aralarında Jean Baptiste Clement da vardı. Öğleye doğru sokağa, elinde bir ekmek sepeti taşıyan yirmi yaşlarında bir genç kız geldi. Kim olduğunu soran savaşçılara Saint-Maur sokağının hastabakıcısı olduğunu, belki yardımı dokunur diye buraya geldiğini söyledi ve ödevine başladı. Savaşçıların bütün ısrarlarına karşın oradan uzaklaşmaya yanaşmadı. Adının Louise olduğunu söyleyen bu kızı sonraları hiç kimse göremedi.” (Dünya Halk ve Demokrasi Şiirler, C.1, Çev. A. Kadir-A. Timuçin)


Louis Michel
             Şair, yazar, öğretmen, devrimci ve kadın hakları savunucusu, kahraman Komünar Louis Michel... Komün’ün ilan edilmesinden sonra, “Kadın İşçilerin Çalışarak Ahlaklı Yaşaması Komitesi” ve “Kadınlar Birliği Merkez Komitesi” kurmak, “Devrim Kulübü” başkanlığı yapmak, kadınlar arasında sağlıkçı, barikatlarda dövüşecek savaşçı ve kundakçı birlikleri örgütlemekle; Issy, Clamart ve Montmarte çatışmalarına katılmakla suçlandı. Aslında o bu güzel “suç”lardan çok daha fazlasını bir ömre sığdırmayı başarmıştı.

Kaynak: Sanat Cephesi





3 Mayıs 2013 Cuma

MİM



 

pe hito'dan bir "mim" ve yanıtları:

1. Eğer düğünün olsaydı, nasıl olacak olurdu?

    Çok zaman önce oldu. Nikah salonundan bağımsız bir mekanda, kokteyl şeklinde bir törendi.

2. Yolda giderken sevdiğin idole rastlasaydın ne olurdu?

    Bireysel olarak seçtiğim bir idolüm olmadı. Toplumcu zekaya sahip olan herkes idoldü benim için. Onlara kendilerinin de onaylayacağı zekice şeyler söylemek isterdim. Karşılaştıklarım oldu. Bunlardan biri, bir otobüs yolculuğunda karşılaştığım yakın zamanda kaybettiğimiz Demirtaş Ceyhun'du. Mola yerinde yanına yaklaşıp, (ilk okuduğum kitabı olan ve ününü yazdığı o kitaptan almayan ve belki de çoğunun hatırlamadığı) "siz 'Avşalı Çocuğun' yazarı değil misiniz?" demem hoşuna gitmiş ve ayak üstü kısa bir sohbetimiz olmuştu.

3. Bir dizi karakteri olsan hangisi olmak isterdin?

    Tarihte bilinen ilk başkaldırıya önderlik eden Spartacus ya da bir dönem tv'de dizi olarak da yayınlanan Sefiller'in Jean Valjean'ı olmak isterdim.

4. Hayatın bir senaryo olsaydı ve senaristi sen olsaydın nasıl bir senaryo yazardın?

    Yaşadıklarımı yazardım. Zaman içinde tercihen yapmadıklarımı da eklerdim.

5. Hep yaşamayı merak ettiğin, bir gün bu duyguyu tatmalıyım dediğin bir olay var mı?

    Biliçaltını (rüyalarımı) gündelik gerçeklikte yaşamak isterdim.

6. Eğer olanaklarını göz önünde bulundurmadan, hiçbir şeyi düşünmeden istediğin mesleği seçecek olsaydın bu ne olurdu?

    Devam etmediğim gazeteciliği, sürdürmediğim resim çalışmalarımı ve onlardan bağımsız tasarladığım bir filmi yönetmeyi isterdim.

7. Farklı bir nedende dünyaya gelecek olsaydın, kimin görünüşünde olmak isterdin?

    Kendi görünüşümü beğenirim. Bu yüzden görünüşünde olmak isteyebileceğim kimse yok. Fakat Bernard Shaw'un görünüşüne değil de zekasına sahip olmak isterdim.

8. Hayallerine konuk ettiğin prens/prenses nasıl birisi?

    Hayallerime konuk ettiğim bir prensesim yok.

9. Giyim tarzın?
    Modern klasik, fit, rahat, sade, öne çıkmayan ve kesinlikle uyumlu.

10. Seni en etkileyen dizi veya film sahnesi?

      Etkileyen film sahnesi çok olmuştur. İlk aklıma gelenler; 'Fransız Teğmenin Kadını' filminde Meryl Streep'in mendirek üzerinde yürürken geriye dönerek baktığı ve baş/detay kadrajı ile çekilmiş olan plan. O plandaki yüz ifadesi roman kadar anlamlıydı. Bir diğeri Hair filminin finalinde, Berger'in (Treat Williams)planlananın dışında Claude'un (John Savage) yerine nakliye uçağına bindirilip Vietnam'a gönderildiği sahne ile onu takip eden sahne. Hiroshima mon amour filminin ünlü "senin adın Hİ-RO-Şİ-MA, senin adın NE-VER" repliğinin geçtiği sahne. Ve yazmadığım bir çok güzel sahneler.

Teşekkür ederim.